Eurovision dediğimiz hadiseyi televizyonlarda yayımlandığı gün eğer uyumaktan daha önemli bir işim yoksa ve uykum yoksa izlemeye değer bulurum sadece çünkü kiminle, ne için, neden verilir bu uğraş anlam veremiyorum. Tümüyle aptalca bir organizasyon diyemem kesinlikle ama tarihin hiçbir döneminde de doğru bir organizasyon olarak gerçekleştiğini görmedim. Neyse Eurovision muhabbeti başka bir şey ama bu kadar işimin gücümün içinde oturup bu durum için yazmak istememin ciddi bir sebebi var.
Sabahın bir saatinde sessiz sakin bilgisayarımın başında Ubuntu-Tr'de forum nöbetinde iken Barış geldi ve Manga'nın Eurovision şovunu izledin mi dedi, yarı finale kalmışız. İzleyelim dedik, genelde böyle keyif verici ya da sinir bozucu şeyleri birlikte izleyip yorumlamak gibi güzel bir alışkanlığımız var.
Biliyorsunuz bu gece, bir tek mesaj var; buradan, Moskova kızılmeydan'dan tüm dünyaya göndereceğimiz. Sadece tek bir kelime,o kelime "Barış". Bu da "Wind Of Change.."
Wind Of Change, Still Loving You, Send Me an Angel, Rock You Like a Hurricane, Lonely Nights ilk etapta aklıma gelen unutulmaz şarkıları Scorpions'ın. Rock müzik dinleyipte bu parçalardan herhangi birini bilmeyen ya da daha önce dinlememiş bir kişi yoktur, olamaz, olmamalıdır da.
Rock müzik sadece hayatımızdaki hüzün ya da sevinç anlarını dolduran melodiler değildir. Bağımlılıktır, bir hayattır, ciddi bir duruştur, belki bir felsefe belki bir kavgadır ama kesinlikle yalnızca dinleyip sonra da öylece yolunuza devam edebileceğiniz bir keyif değildir. En azından biz öyle yaşamıştık ve yaşamın bizi bıraktığı köşelerde, renklenen kıyafetlerin içinde ve ya sessiz bir duruşun ardına her döndüğümüzde yine bunu yaşamıştık, yaşıyoruz ve bu böylede devam edecek.
Scorpions müzik hayatına son verme kararı almış. Piyasa bir haber sitesinin, dip bir köşesinde okudum. Üzüldüm, oldukça doğal karşılayacak olsam da üzüldüm yinede. Büyüdüğümüz geceler geldi aklıma, anılarımızda yeri çok büyük. Dedim ya Rock müzik dinleyen her insan bir bunalım anında, bir ayrılış ardına ya da hafif bir gece üzerine mutlaka dinlemiştir Scorpions. İnsanın yad edesi geliyor, üzüldüm ulan demek istiyor en azından. Temelde bunu söylemek istiyordum bende bu makale ile. Ama canımı sıkan bir şeyden de dem vurmam gerekiyor .
Naydi nayyynn, poyint fayf. Kepitıl redio…
Capital Radio… 90′lı yıllarda çocuk olan, genç olan, kanı kaynayan, yaşama heyecan duyan ve yabancı müzik dinleyen her Ankaralının hiç düşünmeden size isimini vereceği nacizane radyo istasyonumuzdu. 99.5 frekansındaydı.
Wikipedia kaynağına göre;
Yaklaşık 3 aylık bir deneme yayın sürecinin ardından 1 Temmuz 1993 (Perşembe) tarihinde Ankara’da, Seymenler Parkı’nda yaptıkları halka açık lansman gecesi ile yayın hayatına resmen başlamıştı.
O yıllarda çocukluk ve gençlik dönemlerini Capital Radio ile geçirmiş nesilin bir üyesiyim bende. Okul servislerinden, özel araçlara, walkmanlerde dinlenilen radyolarda hep “Ankara’nın En Sıcak Müziği”ydi Capital. Her 2-3 araçtan birinin arka camında “Capital Radio” etiketlerini görürdünüz. Ankaralı sahiplenmişti Capital Radio’yu.. Sabahları gözümüzü şarkıları ile açar, akşam eve dönen yorgun bir Ankaralı olarak yine Capital ile düşler eşliğinde günümüzü sonlandırırdık.
Day-O (The Banana Boat Song) aslında hepimizin bildiği bir şarkı; şarkının orjinal hali ise Anonim bir Jamaika Yöresel Müziği aslında ama bu şarkıyı bu kadar popüler hale getiren ve dünyanın dört bir yanında sesinden dinlediğimiz kişi Harry Belafonte..
Yine bir nostalji daha olsun diye de çocukluğumuzun Beter Böceğinden bir sahnede söylenirken =)
Bu da Türkçe’ye uyarlanmış olarak bildiğimiz hali;
Grup Vitamin – Ellere Var da Bize Yok Mu =)



