
Her şey cesarettir.
Yapamadığını, yine de yapmaya çalışmak.
Kokusu bile yeterdi.
Keşfedilmeyi bekleyen bir kıtada,
henüz keşfedilmemiş bir mevsimin kokusu.
Ama kilometrelerce uzaktan alabildiğim bir koku.O, muhteşem boynunu bana doğru çevirip, manzarayı izliyordu.
Ve ben dudaklarımı özgürlüğümün bir nişanesi olarak oraya bir bayrak gibi nasıl dikeceğimi hayal ediyordum,
bu şeklide yanında oturup, bedeninin sıcaklığını hissederken, aniden, ansızın, mükemmel bir biçimde.
Filmi özetleyecek bir alıntı olmasa da filmdeki en güzel sahnelerden biriydi bence. 2007 yapımı bir film, ülkemizde 2008'de vizyona girmiş. Türü Dram. İzlerseniz biraz içinizin sıkılacağını garanti ederim ama biraz da sıkılması gerektiğini de aynı şekilde.
Konusu, çoğunluk olduğumuz için kendimizi normal saydığımız bizlerden farklı bir insanın hikayesi. Daha zeki, daha dikkatli ve belki de daha duygusal bir genç olan BenX, ArchLord isimli bir bilgisayar (RPG) oyunu oynamakta ve bu oyunda oluşturduğu karakteri ile dünyayı örtüştürmektedir. Film böyle başlar ve bu gerçek hayat ile örtüşen/örtüşemeyen deneyimler ile devam eder. detay vermek istemiyorum film hakkında çünkü izleyip kendinizin görmesi gerekiyor bence.
Az önce ikici ya da üçüncü defa yeniden izledim, ilerleyen tarihler de ise yine "yahu bir BenX olsa da izlesek" diyeceğime eminim. Şiddetle tavsiye ediyorum. Arşivimin değerli parçalarındandır kendisi.
2005 yılında yapılmış bir Hint filmi. Filmin türü dram. Görmeyen ve aynı zamanda da duymayan bir insanın hayatını konu alıyor. Filmin isimi de buradan geliyor.
Dram filmlerini hiç sevmedim ve izlememek içinde her zaman elimden geleni yaptım, çünkü dram filmlerinin büyük çoğunluğu ya gerçek dışı mantıksız bir aşkı konu alırlar ya da insanların canını sıkabilecek herhangi bir sıradışı konu ile insanı boğmak, sebepsiz yere bunaltarak bunu anlamlı ya da sanatsalmış gibi göstermek için aşağı yukarı 2 saat boyunca debelenirler. İnsan şu filmi izleyim de bir üzüleyim diyebilir mi? Ama deniliyor işte bu yüzden dram filmleri var. Black bu noktadan bakınca bir dram filmi değildir bence.
Filmlerin bir duruşu olmalı ve bir farkındalık yaratmalı ya da sadece keyifli bir ortalama 2 saat geçirtebilmeli bize. Ama bir filmin iz bırakabilmesi için önemli olan bunlar değil, bir filmin içerisinde başka bir fikir olmalı, başka bir bakış, hiç bilmediğimiz yerleri görmekle alınan hazdan daha farklı olmalı bu. Hiç bilmediğimiz bir şeyi anlatmalı. Hiç bilmediğimiz bir şeyi anlamalıyız. Böyle filmler iz bırakır bence ve böyle de bir iz bırakmıştır bende.
Unutmayacağım ve mutlaka yeniden izleyeceğim bir film. Kendinizi bunaltmak ya da daraltmak için değil, bir kaç saatliğine başka bir insan gibi düşünebilmek için en azından izlemenizi ve bir kaç saatliğine seyrinde giden yaşamınıza ara vermenizi kesinlikle tavsiye ederim.
